Advertisement



Özel Plato Haberleri

25 Haz ’13

“SORUN KABULLENİLMEMEK VE ÖTEKİLEŞTİRİLMEK”

999329_10151662464537410_1461149062_n

Engelliliğin her tarafında varım. İsteyerek var olmadım. Mücadele içinde doğdum

Türkiye’de engelliler adına birçok çalışmalar yapan, Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği ile Ardeşen Engelliler Derneği başkanı ve son olarak da bir televizyon programıyla karşımıza çıkan Adem Kuyumcu ile engelli anneleri adına düzenlenen bir etkinlikte buluştuk.

Plato Haber’e engelliler ve engellilerin yaşadığı sorunlarla ilgili çok önemli bilgiler veren Adem Kuyumcu, sorularımızı cevaplarken “Engelliliğin her tarafında varım. İsteyerek var olmadım. Mücadele içinde doğdum” diyerek engellilerin karşılaştığı ilk sorunun ‘kabullenilmemek ve ötekileştirilmek’ olduğunu belirtti.

Elif KAYA: – Öncelikle çok teşekkür ederim, kabul ettiğiniz için.  Siz hem Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği hem de Rize Ardeşen Engelliler Derneği’nin başkanısınız.  Bu çalışmalarınızın nasıl başladığından bahsedebilir misiniz?  

Adem KUYUMCU: – Benim bir gözüm görmüyor, doğuştan engelliyim. Abim epilepsi ve hafif de otizmi vardı. Abimin hayatta kalması için çok mücadele ettim. Onun ben olmadığım zamanlar nasıl yaşayabileceğine dair planlar ürettim kafamda. Sonra abim bir trafik kazası geçirerek eşiyle birlikte vefat etti. Abimden sonra babamd a ağır bir felç oldu. Yani engelliliğin her tarafında varım. İsteyerek var olmadım zaten. Mücadelenin İçinde doğdum. Ve 1984’ten sonra konuyla ilgili farkındalığım daha çok arttı. 2000’li yıllardan sonrada engellilerin önündeki engellerin kalkması için projeler üretiyorum, çalışmalar, görüşmeler yapıyorum. İşin içinde olma durumum bu.

Engellileri vatandaşlarımızın günlük hayatta karşılaştığı sorunlar neler ?

Öncelikle engelliler kabullenmeyi istiyor. Toplumun içinde birey olarak gözükmek istiyor. Maalesef toplum ve engellilerin yakınları onlara acıyor. Acımak aşağılamaktır. Kimse kimseye acımamalıdır. Eşit hakları olan bir birey olarak görürse insanlar engellileri, ortada bir sorun kalmayacak. Engellilerin 1. sorunu kabullenilmemek ve ötekileştirilmek. Eşit yaşam hakkı tanınmıyor. Özellikle zihinsel engelliler eğitim alamıyor. Engelliler mimari engeller yüzünden cadde ve sokaklara çıkamıyorlar. Hayatı hapis gibi geçiriyorlar. Bu ortopedik engelli ve görme engellilerin mimari açısından çektiği sıkıntılardır. Görme engelliler için yapılan işitsel cihazların, yine aynı şekilde işitme engelli vatandaşlarımız içinde görüntülü cihazların olması gerekir. Bütün bunlar yapılmıyor Türkiye’de, böyle bir sorunumuz var. Bunlar insanların göremediği engeller.

Sizin bu konularla ilgili çok özel çalışmalarınız var. Birçok projenin de öncüsü oldunuz. Bize biraz şimdiye kadar hayata geçirdiğiniz projelerinizden bahseder misiniz? 

Öncelikle tabi ki bir yol haritası ve teknik başvuru kitabı oluşturmak gerekiyordu. Bunun üzerine “Engelsiz Şehirler” kitabını derleyip, yazdım. Kitap internetten de satışa sunuldu. Ücretsiz isteyenlere de veriyoruz. Öncelikle bunu yaptım ki ellerinde bir başvuru kaynağı olsun. Sonra müteahhitlerin, öğrencilerin konuya duyarlı olması için üniversitelerde konferanslar veriyorum. Öğrenciler engelliler konusunu bilmeli. Amacımız bara farkındalığın ötesine geçmek. Üniversiteler de bu konuya karı çok ilgili. Bu güne kadar yaklaşık bir 20 üniversiteye gittim. Bunun dışında engelsiz mimari kapsamında “engelsiz turizm” talebimiz var. Türkiye’de hâlâ hiç otel yok.  Ayrıca okulların, caddelerin engelsiz hale gelmesi için çalışmalar yapıyoruz. Bir de aktivistlerimiz var. Bunlarla dışarı çıkıp fotoğraflar çekiyoruz ve engelleri gösterip bir yüzleşme sağlıyoruz.

Benim son zamanlarda dikkatimi çeken bir şey var. Önceden engelliler pek fazla hayata karışmıyor, gizleniyor gibilerdi. Son zamanlarda daha çok etkin halde görüyorum. Eskiye göre kabullenmiş bir durumdalar sanki. Siz de böyle düşünüyor musunuz?

Tabi ki. 2005 yılında “engelliler kanunu” çıktı. Engellilerin hayata katılımlarını sağlayan değişik avantajlar sunuldu. Rehabilitasyon ve bakım merkezleri kuruldu. Birçok belediye engelliler birimleri kurdu. Engelliler için kurslar açılıyor: mesleki, sanat, spor kursları düzenleniyor. Bunun için de engelliler bu alanlara ulaşmak için sokaklara çıkıyorlar. Utançlarını biraz yıkmaya çalışıyoruz. Bir kısmı engelli olmaktan utanıyordu. Bu düşünceyi kıranlar sokaklara çıkabiliyor. Ancak daha çok engellinin sokağa çıkması gerekiyor.  Böyle böyle mücadelemize devam edeceğiz ve daha çok engelliyi hayata katacağız.

Sizin bir de “Engelsiz Hayat Sigorta Sistemi” projeniz var. Bunun içeriğinden bahsedebilir misiniz? Engelli ve ailelerine sağlayacağı fayda nedir?

Engellilerin en büyük kaygısı, özellikle bakıma muhtaç engellilerimizin kaygısı, bana bakan yakınıma aileme bir şey olursa ben ne olacağım kaygısıdır. Bununla birlikte engelli çocuğu olan, ağır engelli çocuğu olan annelerin kaygısı ‘ben öldükten sonra çocuğuma kim bakacak‘ kaygısıdır. Ben bu kaygıyı doğduğumdan beri taşıyorum.  Bu doğrultuda avrupa ülkelerinde ve gelişmiş ülkelerde araştırmalar yaptım yıllarca ve bunun özel bir sigorta sistemi ile çözülebileceğini anladım. Bu sistem ile engelliler, engelli yakını, engelliye bakan veya duyarlı kişi kendini bu sigortadan yaptırıyor. Bu yıllık bir sigortadır. Kişinin o yıl içinde ölümü halinde baktığı engelliye ömür boyu bakımını sağlayan bir sigorta sistemidir.  Ancak daha çok kuruma ve sahiplenici vakıfa ihtiyacımız var.

Mavi kapak kampanyası kampanyası hakkında neler düşünüyorsunuz?

Mavi kapak konusu başladığı günden beri karşı olan kişiyim ben. Benim hakkımda Ege Üniversitesi suç duyurusunda bile bulundu. Mavi kapak bir aşağılamadır. Gereksiz bir kampanyadır. Neden? Çünkü verecekleri sandalyeyi devlet zaten ücretsiz veriyor.

Siz de derneğinize başvuranlara ücretsiz veriyorsunuz zaten.

Tabi. Ücretsiz veriyoruz. O zaman niye bu kampanya? Devlet zaten “akülü sandalye almalıdır” raporu olan herkese veriyor. O sandalyeler engelliye uygunda değil zaten.

O sandalyelerin çok pahalı olduğu da söyleniyordu. Doğru mu?

Hayır. 80 ile 120 lira arası bir şey. Elde edilen para bu kampanyayı ortaya çıkaran kişilerin kişisel çıkarı için kullanılıyor. Yani çevre bilinci oluşturmak için engelliler kullanılmamalıdır. Psikolojik olarak bunun döngüsü şudur: Mavi kapak topluyorum, o da evinde otursun işte mantığıdır. Belediyeler bu kampanyayı yapıyor ama engelli nasıl çıkacak sokağa. Yollarını, kaldırımlarını, kamu binasını düzenlememiş; ama sandalye veriyor. Tekerlekli sandalye kişiye özel olmalıdır. Almadan önce sırt genişliği, omuz-kalça genişliği ölçülmelidir. O yüzden kişiye özel olmalıdır. Kuyumcular bile birleşip kapak kampanyasına 8 sandalye alıyor. Yahu kuyumcu bu insanlar. Neden yardım verip öyle almıyorlar. Ve bu insanları bazı tv kanallarında “bravo” deyip alkışlıyorlar. 100 lira cebinden veremiyor mu? İşte bu şekilde kendi reklamlarını yapıyorlar.  Bunlar kötü niyetli insanlardı ama bitti. Herkes oturduğu yerdeki belediyeye veya kaymakamlığa başvursa bunları alabiliyorlar. Son derece aşağılayıcıydı.

Adem Bey, son olarak “Engelsiz Hayat aktivisti” olmak isteyenler nasıl olabilir, neler yapabilirler?
Engellilerde, engelli olmayan duyarlı insanlarda engelsiz hayat aktivisti olabilir. Türkiye’nin her yerinden.  Karşılaştıları sorunları, engellileri fotoğraflayıp Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği’nin  bilgi@ehdd.org. adresine  gönderebilirler veya derneğimizin iletişim koodinatörü Hazal Vural’la iletişime geçebilirler. Biz bu doğrultuda o fotoğrafları televizyon kanalında yayınlayacağız ve aktivist tişörtü de hazırlıyoruz. Bu insanlar bir yüzleşme sağlayacaklar. Aslında bir ayna tutacağız. Çünkü yüzleşme yapmadığımız zaman insanların duyarlılığını oluşturamıyoruz. İsteyen herkes Engelsiz Hayat Aktivisti olabilir. Eşit yaşama saygı ve birlikte yaşamak. Bizim düşüncemiz bu. Acımadan ve ötekileştirmeden birlikte yaşamak.

Aslında dışarda şu da var. Benim yolda sıklıkla karşılaştığım bir durum. Bazı insanlar durakta vs. başka bir yerde engelli vatandaşımızı görünce durup bakıyor, acınımsı bir şekilde ve bu o kişiyi psikolojik olarak da etkiliyor.

Tabi ki. Bu bakışı atmamıza gerek yok. Çünkü olaya şöyle yaklaşmamız gerek. Birisinin kolu, bacağı olmayabilir, birisinin gözü görmeyebilir. Bizimde saçımız siyah, gözümüz mavi. O bize bakıyor mu saçımız kara, gözümüz mavi diye. Bizimde ona bakmamamız lazım. Bu aşağılamaktır. Ama düzgün bir şekilde Merhaba?, Nasılsın? diye sormak önemsemektir. İki. Geçmiş olsun demek en büyük kötülüktür. Çünkü bu bir hastalık değildir. Yaşam biçimidir. En büyük kötülüğü yapmayın. Herkes kabullenmeli saygı duymalı. Aslolan bir şey var. Yaşlılıkta bir engeldir. Eşit yaşamalıyız. Herkes engellilerle yaşamayı becerebilir.

Adem Bey çok teşekkür ederim. Çok önemli bilgiler verdiniz.

Ben teşekkür ederim. Umarım sizin okulunuzda da bir konferans verme imkânımız olur.

O zaman şimdiden sözünü alıyorum, seneye bekliyoruz Adem bey.

Tabi. Okullarda öğrencilerin düşüncelerini, zihniyetlerini ölçüp değiştirmeye çalışıyoruz. Ben teşekkür ederim.



Editör Hakkında

hakancakan





 
 

 
inovasyon haftası2

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi İnovasyon Haftası’nda!

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi, İnovasyon ve girişimcilik dünyasının tüm renklerini bir araya getiren İnovasyon Haftası’na katılıyor.  Ekonomi Bakanlığı koordinatörlüğünde Türkiye İhracatçıları Mecl...
 
 
_MG_8681

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi’nden İlkokullara yardım!

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Çocuk Gelişimi Kulübü Doğu’daki İlkokullara yardım kampanyası düzenledi. Öğrenciler düzenlenen yardımda temin etmiş oldukları kırtasiye malzemeleri, kitap, mont, ayakkabı ve...
 
 
_MG_8857

İngilizce Hazırlık Bölümü Etkinliği

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi İngilizce hazırlık sınıfı tarafından organize edilen “Hazırlık Bölümü Etkinliği” gerçekleşti. Balat yerleşkesinde gerçekleşen etkinlikte öğrenciler hazırladıkları vi...
 

 
PDR-post-02

4. PDR Günleri Başlıyor!

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi ve Ümraniye Araştırma Merkezi iş birliğiyle 4. PDR günleri 8-9 Ocak 2018 tarihinde düzenlenecek. Prof.Dr. Azmi Varan’ın eğitmenliğinde gerçekleşecek, Ümraniye, Çekmeköy, Üsk...
 
 
Travma-post-01

Travma Eğitimleri Başlıyor!

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan “Eğitimde İş Birliği” protokolü kapsamında travma eğitmenleri yetiştirilecek. 4-15 Aralık 2017 tarihleri arasınd...
 
 
file4

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi aday öğrencilerle buluşuyor!

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi, 18 il de  “Üniversite Tercih Fuarı” kapsamında üniversite öğrenci adaylarına yol göstermeye devam ediyor. Binlerce öğrenci ile bir araya gelecek olan İstanbul Ayvansaray Üniv...
 





  1. Erkan GENÇ

    Sayın editör ! Dikkat ederseniz engelilere toplumlarda verilen önem, ülkelerin kalkınmışlığı, ya da geri kalmışlığı ile doğru orantılı olarak değişmetedir. O halde işlediğiniz engelliler konusundaki sorunun temelinde, ülkemizin geri kalmışlığmızın, yığınla doğurduğu sorunlar içersindeki olumsuzlukarından sadece birisidir. Yani bir sorunu çözmek için sorunun kayanağını gözardı etmek, kalıcı çözüm olmaz. O yüzde öncelikle, “ülkemizin geri kalmışlığını nasıl çözeriz ?” ya da ne yapmalı değil, çözmek için “ne yapıyoruz” u oratya koymak, en etkli fiil olacaktır. Gerisi kuru bir laftan öteye geçmez. Erkan GENÇ


  2. Elif Kaya

    Erkan Bey merhaba.
    Haklısınız tabiki. Ancak biz bu haberde çözümler nelerdir yerine, daha çok engelli vatandaşlarımızın kişisel olarak yaşadığı sorunlara bir farkındalık yaratmak, göremeğimiz zorluklarını da yansıtmak istedik. Çünkü bunların fakına varamayan bir çok insan var. Ve bunu sürekli olarak onlarla ilgilenen ve çalışmalarda bulunan Adem Bey’in gözüyle dinledik. Aslında haberimizde sorduğunuz sorunun cevapları da bulunmaktadır. Çözmek için ne yapılıyor’u Adem Bey anlatmıştır cevaplarıyla. Bu sorunlar ne kadar çok yansıtılırsa çözüm bulmanın o kadar hızlanacağını düşünüyorum. Yorumunuz için teşekkürler.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>